ÖDENMEYEN FATURA NASIL TAHSİL EDİLİR? İCRA TAKİBİ, İTİRAZIN İPTALİ DAVASI VE FATURA ALACAĞI TAHSİL REHBERİ
Ticari hayatın sürdürülebilirliği, nakit akışının düzenli işlemesi ve ticari alacakların zamanında tahsil edilmesi esasına dayanır. Ticari ilişkilerde mal teslimi veya hizmet ifasının ardından düzenlenen faturanın muhatabı tarafından ödenmemesi, işletmelerin ve şahısların finansal dengesini sarsan en yaygın hukuki uyuşmazlıklardan biridir. Hukuk sistemimizde ödenmeyen bir faturanın tahsili için öngörülmüş idari, ticari ve icrai mekanizmalar bulunmaktadır. Bu rehberde, ödenmeyen faturanın fiilen ve hukuken en hızlı şekilde nasıl tahsil edileceği, İcra ve İflas Kanunu (İİK), Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde, en güncel içtihatlar ve uygulamadaki pratik stratejilerle ele alınmıştır.
1. FATURA KAVRAMININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE ALACAĞIN DOĞUMU
Fatura, Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinde düzenlenen, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere malı satan veya işi yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır. Hukuki niteliği itibarıyla fatura, tek başına bir borç ilişkisi doğurmaz; mevcut bir sözleşmenin, mal tesliminin veya hizmet ifasının varlığını belgeleyen ispat vasıtası niteliğindedir.
Uygulamada müvekkillerin en çok düştüğü yanılgı, sadece bir fatura düzenleyip karşı tarafa tebliğ etmenin alacağın varlığını kesin olarak kanıtladığı düşüncesidir. Oysa hukuk yargılamasında fatura, bir sözleşmenin varlığının karinesi olarak kabul edilse de, faturaya konu malın teslim edildiği veya hizmetin eksiksiz ifa edildiği hususu borçlu tarafından inkar edildiğinde ayrıca ispatlanmalıdır. Bu nedenle fatura alacağının doğumu ve takibi süreçlerinde, temel borç ilişkisinin (sözleşme, sipariş formu, yazışmalar) ve teslim olgusunun eksiksiz şekilde belgelendirilmiş olması kritik önem arz eder.
2. FATURAYA İTİRAZ SÜRESİ VE 8 GÜNLÜK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRENİN SONUÇLARI
Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 uyarınca, bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmezse, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, tebliğ tarihinden itibaren ertesi gün işlemeye başlar.
- Fatura Tebliği ➔ 8 Günlük İtiraz Süresi
- İtiraz Edilmezse: İçerik Kabul Edilmiş Sayılır
- İtiraz Edilirse: Alacağın Varlığı Tartışmalı Hale Gelir
Uygulamada ve duruşma salonlarında sıkça karşılaştığımız hatalardan biri, bu 8 günlük sürenin faturanın arkasındaki her şeyi kesinleştirdiği algısıdır. 8 günlük süre içinde itiraz edilmemesi, faturada yazılı olan bedelin, miktarın ve mal/hizmet cinsinin taraflar arasındaki mutabakata uygun olduğunun kabulü anlamına gelir. Ancak bu durum, borçlunun borcu ödediğini iddia etmesine veya malın hiç teslim edilmediğini savunmasına tamamen engel teşkil etmez. Eğer fatura muhatabı süresi içinde noter, iadeli taahhütlü mektup, Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) veya noter kanalıyla faturaya itiraz ederse, faturanın içeriği kesinleşmez ve alacaklı uyuşmazlığa konu hususları genel hükümlere göre ispatlamak zorunda kalır.
3. İMZASIZ FATURA İLE İCRA TAKİBİ YAPILIRSA İTİRAZ HALİNDE NE OLUR?
Günümüz ticari hayatında faturaların büyük kısmı elektronik ortamda (e-Fatura, e-Arşiv) düzenlenmekte ve borçlunun ıslak imzasını barındırmamaktadır. Hatta klasik kağıt faturalarda dahi borçlunun imzasının bulunması zorunlu değildir. İmzasız bir fatura ile İcra Müdürlüğü nezdinde ilamsız icra takibi başlatılması hukuken tamamen mümkündür.
Ancak, borçlu kendisine gönderilen ödeme emrine karşı süresi içinde "böyle bir borcum yoktur, fatura içeriğini kabul etmiyorum" şeklinde bir itirazda bulunursa, takip durur. İmzasız faturanın tek başına ilamsız takipte borcu kanıtlayan kesin bir delil (İİK m. 68 anlamında belge) olmaması sebebiyle, alacaklının takibe devam edebilmesi için Sulh Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemesinde "İtirazın İptali Davası" açması gerekir. Bu davada imzasız faturanın varlığı yeterli olmayıp, alacaklı faturaya konu malı borçluya teslim ettiğini sevk irsaliyesi veya teslim fişi gibi belgelerle, hizmeti ise taraflar arasındaki yazılı/elektronik mutabakatlarla ispat etmek zorundadır.
4. MAİL VEYA WHATSAPP YAZIŞMALARININ FATURA TAHSİLATINDA DELİL VASFI
Teknolojinin ve dijitalleşmenin zirveye ulaştığı günümüz ticari ilişkilerinde, siparişler, onaylar ve fatura gönderimleri e-posta, WhatsApp veya diğer kurumsal iletişim yazılımları üzerinden gerçekleştirilmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 199 uyarınca, elektronik ortamdaki her türlü veri, yazışma ve ses/görüntü kaydı "belge" niteliğindedir.
Duruşma salonlarında sıkça karşılaştığımız pratik tecrübeler göstermektedir ki, borçlu faturaya ve borca itiraz etse dahi, eğer e-posta veya WhatsApp yazışmalarında "Faturayı aldım, en kısa sürede ödeyeceğim", "Ödemeyi önümüzdeki hafta yapabileceğiz" gibi ifadeler kullanmışsa, bu beyanlar borcun ikrarı niteliğinde değerlendirilir. Mahkemeler, serbest delil sistemi ve HMK’daki belge tanımı çerçevesinde, tarafların e-posta adreslerinin net olarak belirlenebildiği ve süreklilik arz eden ticari yazışmaları alacağın varlığına delil kabul etmektedir. Bu sebeple, ödenmeyen faturanın tahsil sürecine girişmeden önce borçlu ile yapılan tüm dijital yazışmaların kayıt altına alınması hukuki elinizi ciddi şekilde güçlendirir.
5. SEVK İRSALİYESİ VE TESLİM FİŞİNİN ALACAĞIN İSPATINDAKİ KRİTİK ROLÜ
Fatura alacaklarına dayalı uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelerin ilk incelediği husus malın teslim edilip edilmediğidir. Türk Ticaret Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, fatura tek başına malın teslim edildiğini kanıtlamaz. Malın teslim edildiğini gösteren en temel ve güçlü hukuki belge sevk irsaliyesi veya teslim fişidir.
Bir irsaliyeli faturanın veya sevk irsaliyesinin altında borçlunun, şirket çalışanının veya yetkili temsilcisinin imzasının bulunması, malın eksiksiz ve sağlam olarak teslim alındığına karinedir. Eğer sevk irsaliyesinde geçerli bir imza mevcutsa, borçlu faturaya itiraz etmiş olsa dahi itirazın iptali davasında haksız çıkacaktır. Teslim olgusunu kanıtlayan belgelerin eksik olması durumunda ise alacaklının fiili teslimi kamera kayıtları, kargo teslim tutanakları veya tanık beyanları (belirli sınırların üzerinde senetle ispat zorunluluğu dikkate alınarak) gibi yan delillerle desteklemesi gerekir ki bu durum süreci uzatır ve riske sokar.
6. FATURA ALACAKLARINDA EN ETKİLİ YOL: İLAMSIZ İCRA TAKİBİ (ÖRNEK NO: 7)
Ödenmeyen bir faturanın tahsili amacıyla mahkemede uzun sürecek bir dava açmadan önce başvurulacak en hızlı ve efektif yöntem, İcra ve İflas Kanunu uyarınca başlatılacak İlamsız İcra Takibidir (Örnek No: 7). Bu takip türünde alacaklının elinde mahkeme ilamı veya noter senedi gibi kesin bir belgenin bulunması zorunlu değildir; faturanın kendisi takip dayanağı yapılarak borçluya ödeme emri gönderilir.
İlamsız İcra Takibi Süreci
Süre / Şart | Sonuç |
|---|---|
| Ödeme Emrinin Tebliği Tebliğ anı | 7 günlük yasal süre başlar. |
| Borcun Ödenmesi 7 gün içinde | Takip başarıyla sonlanır. |
| Borca İtiraz Edilmesi 7 gün içinde | Takip kendiliğinden durur, dava açılması gerekir. |
| İtiraz Edilmemesi 7 gün geçmesiyle | Takip kesinleşir, haciz aşamasına geçilir. |
İlamsız icra takibi başlatılırken takip talebine faturanın bir suretinin eklenmesi ve faiz türünün (ticari işlerde avans faizi) doğru seçilmesi gerekir. Borçlu 7 gün içinde borcu ödemez veya takibe itiraz etmezse takip kesinleşir ve alacaklı borçlunun banka hesaplarına, menkul/gayrimenkul mallarına, üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz tatbik etme yetkisi kazanır.
7. BORÇLUNUN ÖDEME EMRİNE İTİRAZI VE TAKİBİN DURMASI SÜRECİ
Borçlu, kendisine tebliğ edilen Örnek No: 7 ödeme emrine karşı 7 gün içinde ilgili icra dairesinde yazılı veya sözlü olarak itiraz edebilir. İtirazında hiçbir gerekçe göstermeksizin yalnızca "Borcum yoktur" demesi dahi takibin durması için yeterlidir. Borçlu borcun sadece bir kısmına itiraz ediyorsa, itiraz ettiği miktarı ve bölümü açıkça belirtmek zorundadır (kısmi itiraz); aksi halde itiraz edilmemiş sayılır.
Uygulamada kötü niyetli borçlular, sırf zaman kazanmak, nakit akışlarını ellerinde tutmak veya alacaklıyı bezdirmek amacıyla aslen var olan bir fatura borcuna dahi haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurmaktadır. Borçlunun itiraz dilekçesinin icra dosyasına girmesiyle birlikte icra müdürlüğü takibi durdurur ve bu aşamadan sonra alacaklının haksız durdurulan takibi harekete geçirmek için yargı yoluna başvurması zorunlu hale gelir.
8. DAVA ŞARTI ARABULUCULUK SÜRECİ VE STRATEJİK YÖNETİMİ
Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Fatura alacağı, iki tacir arasındaki ticari işletmeyle ilgili bir husustan veya ticari iş niteliğindeki bir sözleşmeden kaynaklanıyorsa, itirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuk mekanizmasının işletilmesi yasal bir zorunluluktur.
Arabuluculuk süreci, alacaklı için sadece yasal bir prosedür değil, aynı zamanda doğru yönetildiğinde faturanın en hızlı ve masrafsız şekilde tahsil edilmesini sağlayan stratejik bir araçtır. Arabuluculuk masasında borçluya, davanın açılması halinde katlanacağı icra inkar tazminatı, yargılama giderleri ve yüksek vekalet ücretleri somut verilerle anlatılarak ikna edilebilir. Arabuluculuk aşamasında tarafların anlaşması halinde düzenlenen "Anlaşma Tutanağı", mahkeme ilamı niteliğindedir. Borçlu bu tutanaktaki ödeme takvimine uymazsa, alacaklı hiçbir engelle karşılaşmadan doğrudan ilamlı icra takibi başlatarak borçlunun mallarını haczedebilir.
9. İTİRAZIN İPTALİ DAVASI VE %20 İCRA İNKÂR TAZMİNATI RİSKİ
Borçlunun takibe itiraz etmesi ve arabuluculuk görüşmelerinde de bir uzlaşmaya varılamaması halinde, alacaklı takibin devamını sağlamak amacıyla İtirazın İptali Davası açmalıdır. İİK m. 67 uyarınca bu dava, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Dava, alacağın niteliğine göre Asliye Ticaret Mahkemesinde veya Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür.
Haksız İtiraz ➔ İtirazın İptali Davası ➔ Alacağın İspatı ➔ Mahkeme Kararı: Takibin Devamı + %20 Tazminat
Bu davanın alacaklı açısından en büyük avantajı ve borçlu üzerindeki en büyük yasal baskı aracı İcra İnkâr Tazminatıdır. Mahkeme, borçlunun takibe yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğuna, alacağın ise likit (belirlenebilir, net) olduğuna hükmederse; borçluyu, hüküm altına alınan alacak miktarının yüzde yirmisinden (%20) aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum eder. Dolayısıyla, fatura borcunu ödememek için asılsız yere takibe itiraz eden borçlu, dava sonunda hem ana parayı, hem birikmiş ticari faizi, hem mahkeme masraflarını ve avukatlık vekalet ücretini, hem de %20 oranındaki bu tazminatı ödemek zorunda kalır.
10. TİCARİ DEFTERLERİN DELİL VASFI VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ
İtirazın iptali davalarında mahkemenin uyuşmazlığı çözerken başvurduğu en önemli delil tespiti yöntemi, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptıracağı bilirkişi incelemesidir. TTK m. 83 ve HMK m. 222 uyarınca, ticari defterlerin ibrazı ve delil vasfı belirli kurallara bağlanmıştır.
Bir tacirin kendi ticari defterlerinin lehine delil olabilmesi için; defterlerin kanuna uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının zamanında yapılmış olması ve en önemlisi karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlarla birbiriyle uyumlu olması gerekir.
Eğer alacaklının defterlerinde fatura kayıtlı, borçlunun defterlerinde de aynı fatura kayıtlı ise borçlu faturaya konu malı veya hizmeti aldığını kendi defteriyle ikrar etmiş sayılır ve borcu ödediğini makbuz veya banka dekontuyla ispat edemezse davayı kaybeder.
Borçlu faturayı kendi defterlerine kaydetmemişse, alacaklı faturaya konu emtianın teslim edildiğini sevk irsaliyesi gibi yan delillerle kanıtlamak durumundadır. Bu sebeple, işletmelerin muhasebe kayıtlarının doğruluğu ve defter tasdiklerinin eksiksiz olması dava başarısını doğrudan belirler.
11. ŞİRKETLER ARASI FATURA BORÇLARINDA TİCARİ FAİZ (AVANS FAİZİ) VE HESAPLANMASI
Fatura alacaklarında temerrüt faizi, alacağın değer kaybetmesini önleyen ve borçlunun gecikmeden ötürü maliyet üstlenmesini sağlayan önemli bir unsurdur. TTK m. 8 uyarınca, ticari işlerde uygulanacak faiz oranı taraflarca serbestçe kararlaştırılabileceği gibi, kararlaştırılmamışsa Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından belirlenen Avans Faiz Oranı (ticari faiz) uygulanır. Avans faiz oranı, yasal faiz oranına göre oldukça yüksektir ve ticari alacakların enflasyon karşısında erimesini engeller.
Fatura alacağında faiz işletilmeye başlanabilmesi için borçlunun "temerrüde" düşürülmüş olması gerekir. Faturanın sadece tebliğ edilmesi, faturada bir vade belirtilmemişse borçluyu kendiliğinden mütemerrit yapmaz. Borçluyu temerrüde düşürmek için; faturanın tebliğinin ardından noter kanalıyla kesin bir ödeme vadesi içeren ihtarname gönderilmeli ya da icra takibi başlatılmalıdır. Faiz, ihtarnamede verilen sürenin bitiminden veya ihtarnamenin tebliğinden, ihtar çekilmemişse icra takibinin başlatıldığı tarihten itibaren işletilebilir.
12. FATURA ALACAKLARINDA ZAMANAŞIMI SÜRELERİ VE HAK KAYIPLARI
Fatura alacakları sonsuza kadar talep ve takip edilemez; kanunun öngördüğü belirli zamanaşımı sürelerine tabidir. Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uyarınca, fatura alacaklarına dayanan cari hesap veya satım sözleşmelerinden doğan alacaklarda genel zamanaşımı süresi 10 yıldır (TBK m. 146). Bu süre, faturaya konu alacağın muaccel (ödenebilir) olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ancak ticari ilişkinin niteliğine göre bazı özel durumlarda daha kısa zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Örneğin, perakende satışlar, esnaf sanatkar işleri, konaklama bedelleri veya belirli hizmet sözleşmelerinden doğan alacaklarda zamanaşımı süresi 5 yıldır (TBK m. 147). Zamanaşımı süresi geçtikten sonra başlatılan icra takiplerine veya açılan davalara karşı borçlu "zamanaşımı defini" ileri sürerse, alacak fiilen var olsa dahi hukuken tahsili imkansız hale gelir. Bu nedenle alacakların takibinde yasal sürelerin aşılmamasına azami dikkat gösterilmelidir.
13. BORÇLUNUN MAL KAÇIRMA İHTİMALİNE KARŞI İHTİYATİ HACİZ MEKANİZMASI
Fatura tahsilatı sürecinde en büyük risklerden biri, icra takibi veya dava devam ederken kötü niyetli borçlunun üzerine kayıtlı gayrimenkulleri, araçları veya banka hesaplarındaki paraları üçüncü kişilere devrederek "mal kaçırması" ve takibi sonuçsuz bırakmasıdır. Bu riskin önüne geçmek amacıyla İcra ve İflas Kanunu m. 257 uyarınca İhtiyati Haciz mekanizması öngörülmüştür.
İhtiyati haciz, para alacaklarına mahsus bir geçici hukuki koruma önlemidir. Alacağın vadesi gelmişse ve alacak rehinle teminat altına alınmamışsa, alacaklı mahkemeye başvurarak borçlunun mallarına önceden ve habersizce el konulmasını talep edebilir. Fatura alacaklarında, alacağın varlığına dair güçlü deliller (imzalı irsaliye, e-posta mutabakatları, net cari hesap dökümleri) mahkemeye sunulduğunda, mahkeme genellikle alacağın yaklaşık %10 ila %15'i oranında bir teminat (teminat mektubu veya nakit) karşılığında ihtiyati haciz kararı verir. Bu karar sayesinde, borçluya hiçbir bildirim gitmeden doğrudan banka hesaplarına ve mal varlığına bloke konulur, böylece mal kaçırma ihtimali tamamen bertaraf edilir ve tahsilat şansı zirveye çıkar.
14. UYGULAMADA EN SIK YAPILAN HATALAR VE YARGITAYIN EMSAL KARARLARI
Fatura tahsil süreçlerinde en sık karşılaşılan hatalar; faturaya konu malın teslimine ilişkin belgelerin saklanmaması, faiz türünün yanlış seçilmesi, yetkisiz icra dairesinde takip başlatılması ve borçlunun unvanının/bilgilerinin icra talebine yanlış yazılmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve dairelerinin bu hususlarda çok katı ve net kararları bulunmaktadır.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi Emsal Kararı:
"Fatura düzenlenmesi, taraflar arasında bir hizmet veya mal satım sözleşmesinin kurulduğunu tek başına kanıtlamaya yetmez. Davacı alacaklı, faturaya konu emtianın davalı borçluya fiilen teslim edildiğini, borçlunun veya yetkilendirdiği çalışanının imzasını taşıyan sevk irsaliyesi, teslim fişi veya benzeri yasal delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Aksi halde sadece faturaya dayanılarak açılan itirazın iptali davasının reddi gerekir."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Emsal Kararı:
"Muhatabın ticari defterlerine kaydettiği bir fatura, o faturada belirtilen mal veya hizmetin teslim alındığına dair kesin delil teşkil eder. Borçlu, defterine kaydettiği faturaya konu borcu ödediğini ancak HMK standartlarına uygun makbuz, banka dekontu veya ibraname ile kanıtlayabilir. Soyut beyanlarla borcun ödenmediği iddiası dinlenemez."
ÖZET
Ödenmeyen fatura tahsili için en hızlı hukuki yol, borçluya karşı İcra Müdürlüğü nezdinde ilamsız icra takibi (Örnek No: 7) başlatmaktır. Borçlunun ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmesi halinde takip durur; takibin devamı için zorunlu arabuluculuk aşamasının ardından mahkemede itirazın iptali davası açılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Ödenmeyen fatura için icra takibi başlatmak için bir süre sınırı var mıdır?
Evet, fatura alacaklarında genel zamanaşımı süresi alacağın muaccel (ödenebilir) olduğu tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak perakende satış ve belirli hizmet sözleşmelerinde bu süre 5 yıla düşebilmektedir.
2. Borçlu faturaya kaç gün içinde itiraz edebilir?
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, faturayı tebellüğ eden kişi, tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde faturanın içeriğine (bedel, miktar, cins vb.) yazılı olarak itiraz etmek zorundadır. Aksi halde fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.
3. İmzasız veya e-Fatura ile doğrudan icra takibi yapılabilir mi?
Evet, yapılabilir. İlamsız icra takibinde belgenin ıslak imzalı olması şart değildir. Ancak borçlu borca itiraz ederse, açılacak davada malın teslim edildiğinin sevk irsaliyesi veya dijital yazışmalarla ispatlanması gerekir.
4. Fatura borcuna itiraz eden borçludan tazminat talep edilebilir mi?
Eğer borçlu haklı bir sebebi olmaksızın sırf takibi durdurmak için haksız yere itiraz etmişse ve alacaklı açtığı itirazın iptali davasını kazanırsa, borçlu alacağın en az %20'si oranında icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilir.
5. Fatura alacaklarında hangi faiz türü talep edilmelidir?
Taraflar aksini kararlaştırmadıysa ve taraflar tacir ise, ticari nitelikteki fatura alacaklarında yasal faiz değil, oranı çok daha yüksek olan TCMB Avans Faiz Oranı (ticari faiz) talep edilmelidir.
PROAKTİF HUKUK BÜROSU
Ticari faaliyetlerinizde emeğinizin ve sunduğunuz hizmetin karşılığı olan fatura bedellerinin ödenmemesi, işletmenizin finansal geleceğini riske atabilir. Fatura alacaklarının tahsilinde yasal sürelerin kaçırılması, usulüne uygun yapılmayan takipler veya eksik delil sunumu, haklıyken haksız duruma düşmenize ve alacağın tamamen tahsil edilemez hale gelmesine yol açabilir. Proaktif Hukuk ve Danışmanlık Bürosu olarak, köklü geçmişimiz ve icra-iflas hukuku alanındaki derin uzmanlığımızla, alacaklarınızın fiilen ve en hızlı şekilde tahsil edilmesi için stratejik hukuki süreçleri titizlikle yönetiyoruz. Hak kayıplarını önlemek, borçlunun mal kaçırma ihtimaline karşı ihtiyati haciz mekanizmalarını devreye sokmak ve profesyonel randevu sürecinizi başlatmak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
